Bedir savaşı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bedir savaşı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Mayıs 2011 Cuma

Ümmü Gülsüm (radıyallahü anhâ)

Resûlullah efendimizin kızı Ümmü Gülsüm (radıyallahü anhâ) Risaletten önce doğdu. Ablası Rukayye ile ikiz gibiydiler. Cahiliye döneminde Ebû Leheb’in oğlu Uteybe ile nikahlanmıştı. Allahü teâlâ “Tebbet” sûresini nâzil buyurunca; Ebû Leheb oğullarına baskı yaptı ve “O’nun kızlarını boşayın!” dedi. Onlar da babalarının sözünü tuttu. Böylece habîbinin gülleri iman ve insanlıktan nasibi olmayan müşrik ellerden kurtulmuş oldu...

“İKİ NUR SAHİBİ”
Kısa bir zaman sonra Rukayye (radıyallahü anhâ), Hazreti Osman ile evlendi. Ancak Bedir Zaferinin müjdeli haberleri Medine’ye ulaştığı sıralarda hazreti Rukayye ruhunu teslim etti...

Hazreti Osman yine bir gün üzüntülü ve ağlamaklı bir halde Resûl-i Ekrem efendimizin huzuruna vardı. Elem ve kederini yüzünden okuyan Fahr-i Kâinat efendimiz onun hal ve hatırını sordu ve; “Ey Osman! Neden bu kadar üzüntülüsün?” buyurdu. O da; “Yâ Rasûlallah! Ben üzülmeyeyim de kim üzülsün? Kızınızın vefatıyla yalnız kaldım. Daha da mühimi sizinle olan hısımlık bağım koptu” dedi. Bunun üzerine Resûlullah efendimiz; “Ey Osman! Allahü teâlâ Ümmü Gülsüm’ü de sana nikâhlamamı emretti” buyurdu. Bu müjdeye Hazreti Osman çok sevindi. Hicretin üçüncü yılı Rebiülevvel ayında düğünleri yapıldı. Osman (radıyallahü anh) böylece ikinci defa Resûl-i Ekrem efendimize damat olma şerefini elde etti. Bundan böyle “Zinnûreyn=İki nur sahibi” unvanıyla çağrıldı.

ABLALARININ YANINA DEFNEDİLDİ
Ümmü Gülsüm (radıyallahü anhâ) altı sene Hazreti Osman ile birlikte huzur ve neşe dolu, mesûd bir hayat yaşadı. Hicretin dokuzuncu yılında hastalandı. 27 yaşına yeni girmişti. Çocuğu da olmamıştı. Babası ve kocası Tebük Seferine çıkmışlardı. Fahr-i Kâinat Efendimizin genç bir yavrusu daha hayata gözlerini yummak üzereydi. Ümmü Gülsüm (radıyallahü anhâ) son nefesini alıp verirken İslâm ordusunun Medine’ye girdiği haberi geldi. “Babam ve zevcim salimen geldiler mi?” diye sordu. Babası ve kocasının sağ sâlim döndüklerini duyunca biraz kendine gelir gibi oldu. Fakat çok geçmeden ruhunu teslim ederek ebedî yurduna uçtu.

İki cihan güneşi efendimiz kızının yanına girdiğinde Ümmü Gülsüm’ün bedeni daha yeni soğuyordu. Cenâze namazını Fahr-i Kâinat efendimiz kıldırdı. Duâ ve gözyaşları arasında Baki Kabristanına ablaları Rukayye ve Zeyneb’in yanına defnedildi...

Hazreti Rukayye (radıyallahü anhâ)

Peygamber efendimizin kızı hazre-ti Rukayye çok güzel idi. Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) efendimize, peygamberliği bildirilmeden önce Rukayye, Ebû Leheb’in oğlu Utbe’ye, Ümmü Gülsüm de Uteybe’ye nikâh edilmiş, fakat evlilik gerçekleşmemişti...

RESÛLULLAHA HAKARETİN CEZASI!..
Fahr-i âlem efendimize, peygamberliği bildirilip, insanlar, İslâma dâvet edilmeye başlanınca, Ebû Leheb ve oğulları düşman kesildiler. Cehennemlik oldukları Tebbet sûresinde bildirilen Ebû Leheb ve karısı ile Kureyş’in ileri gelen müşrikleri, Utbe ve Uteybe’ye; “Onun kızlarını alıp yükünü hafiflettiniz. Kızlarını boşayın ki, zahmete düşsün! Size Kureyş’ten istediğiniz kızı alalım!” diye teklif ettiler. Onlar da; “Peki, boşadık!” dediler. Uteybe denilen alçak, daha da ileri giderek, Peygamber efendimizin huzûr-i şerîfine gelip; “Ey Muhammed! Ben, seni ve dînini tanımıyorum. Kızını da boşadım. Artık ne sen beni, ne de ben seni seveyim!” diye hakâret etti. Sonra sevgili Peygamberimize saldırıp, mübârek yakasına yapıştı. Gömleğini yırttı. Bunun üzerine Resûlullah efendimiz; “Yâ Rabbî! Buna canavarlarından birini musallat et!” buyurdular. Çok kısa bir zaman sonra Uteybe bedbahtını arslan parçaladı.

Bu hâdiseden sonra, Peygamber efendimize vahiy gelerek, hazret-i Rukayye’nin hazret-i Osman ile nikâhlanması emredildi ve evlendiler.
Nübüvvetin beşinci senesinde, Müslümanlara, müşriklerin işkenceleri pek şiddetlenmişti. Peygamber efendimiz, Eshâbının dayanılmaz işkencelere uğramasına çok üzülüyordu. Bu işkenceler her geçen gün daha da şiddetleniyor, merhâmet dolu kalbi, bunlara tahammül edemiyordu. Peygamber efendimizin emriyle Habeşistan’a hicret eden yirmiye yakın sahâbiyle birlikte hazret-i Osman ve hanımı Rukayye de hicret ettiler...

GENÇ YAŞTA VEFAT ETTİ
Peygamber efendimizin Medîne-i münevvereye hicretinin ikinci yılında, hazret-i Osman ve hanımı Medîne’ye geldiler. Hazret-i Rukayye, Medîne’de hastalandı. O sırada Bedir Gazâsı için hazırlık yapılmış, hazret-i Osman’ın hanımıyla meşgûl olması emredilmişti. Peygamber efendimiz ve şanlı Eshâbı müşriklerle çarpışmak üzere Bedir’e gittiler. Onlardan zafer müjdesi geldiği gün, hazret-i Rukayye, 22 yaşında Hakkın rahmetine kavuştu... 



kaynak: 17 Ağustos 2009 Pazartesi Türkiye Gazetesi / Vehbi Tülek/ Meşhurların son sözleri /

Hazreti Zeyneb (radıyallahü anhâ)

Hazreti Zeyneb, Resûl-i Ekrem (sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimizin en büyük kızıdır. Mekke’de dünyaya geldi. Gelinlik çağa gelince Hadice validemiz onu yeğeni Ebû’l-âs bin Rebî’ ile evlendirdi. Ebû’l-Âs bir sefere gitmişti. O günlerde Resûl-i Ekrem Efendimize Peygamberliği bildirildi. İlk iman edenler, hanımı Hadice ile kızları Zeyneb, Rukayye ve Ümmü Gülsüm oldu...

“BABAN YALAN SÖYLEMEZ...”

Ebû’l-Âs seferden dönüp Mekke’ye girince; Resûl-i Ekremin peygamber olduğunu duydu. Evine vardığında hanımı Zeyneb’e ilk olarak; “Baban Peygamber olmuş öyle mi?” diye sordu. O da; “Evet! Ben de Müslüman oldum. Ey benim sevgili efendim, sen de inanır mısın?” dedi. Ebû’l-Âs; “Vallahi baban Muhammedü’l-Emin’dir. O şaka bile olsa yalan söylemez. Ancak ben, ‘karısını hoşnut etmek için atalarının dinini terk etti’ dedirtmek istemiyorum” diye cevap verdi...
Resûl-i Ekrem Efendimiz Medine’ye hicret edince, Hazreti Zeyneb’in kocası onun Medine’ye gitmesine izin vermedi. Bedir Harbinde Ebû’l-Âs, müşrikler safında idi ve esir edildi. Esirler fidye karşılığı serbest bırakılacaktı. Ebû’l-Âs Mekke’de hanımı Zeyneb’e haber gönderdi. O da bir miktar para ile annesinin hediye ettiği gerdanlığı, kolyeyi gönderdi. Bunlar Ebû’l-Âs’ın fidyesi olarak Resûl-i Ekrem Efendimize takdim edildiğinde çok duygulandı. Mahzun oldu. Eshâbına; “Eğer uygun görürseniz bunu geri verelim. Bu Hadice’nin hatırasıdır” buyurdu. Ebû’l-Âs’a gerdanlık ve para geri verildi. Yalnız Mekke’ye vardığında Zeyneb’i Medine’ye göndermek üzere söz alındı. Zira yeni gelen bir vahiyle; “Müslüman hanım, müşrik erkeğe haram kılınmıştı.” (Mümtehine Sûresi: 10) O da söz verdi ve sözünde durdu. Mekke’ye varınca çok sevdiği Zeyneb’ini Medine’ye uğurladı. Hazreti Zeyneb Medine’de huzur ve saâdete kavuştu...

O DA MÜSLÜMAN OLDU...

Ebû’l-Âs Hicretin 6. yılında ticaret kervanıyla Şam’dan dönerken Medine civarında Müslümanlar tarafından yakalandı. Fakat şehre gelince ellerinden kurtuldu ve Zeyneb’in yanına geldi. O da Resûl-i Ekrem Efendimize bildirdi. İki cihan güneşi Efendimiz Eshab-ı Kirama; “Uygun görürseniz, Ebû’l-Âs’ın bütün mallarını ve arkadaşlarını geri veriniz!” buyurdu. Bu hadise Ebû’l-Âs’a çok tesir etti. Oracıkta Müslüman oldu. Fakat Zeyneb’in sevinci kısa sürdü. Aradan bir sene geçmişti ki, hastalanıp yatağa düştü. 8. hicri senede 30 yaşlarında iken Hakk’ın rahmetine kavuştu.


kaynak: 16 Ağustos 2009 Pazar Türkiye Gazetesi / Vehbi Tülek/ Meşhurların son sözleri /